Enfes Kebap

02/09/2009

1950’li yıllar, memleketin iyi aşçısı Yaşar Usta, dükkanı kira, mütevazi masa ve sandalyeler. Mutfak arkada. Buzdolabı yok. Yan duvarda yeni açılan kasap dükkanları gibi ne işe yaradığı bilinmeyen pelur kağıtlar sıra sıra köşelemesine katlanıp asılmış. Dükkanın müşterileri yerli. Perşembe günü pazar kuruluyor. Çarşamba akşamı, perşembe öğleyin hareketlilik görülüyor. Köylü, pazarcı yemek yiyor. Yaşar ustanın gözü kapıda, umutlu müşteri gördüğünde ocaktan çıkar, karşılar oturtur, karşısına geçer, hatır sorar, yemek sayar..

– Enfes kebap varrrık, ilahana dolması varrık..

Tas kebap, lahana dolması, nohut, fasulye, pilav, çorba ne varsa, süsler söyler. Zaten çorba 15, taskebabı 75 kuruş. Veresiye defteri de var. Kazancı bir idare, o kadar…

1980’li yıllar. Denizli merkezde mükellef bir köfteci fayansla kaplanmış mutfak tertemiz, geniş salon, yüksek zemin, karoseramik taban, üç beş buzdolabı kenarda köşede, verzalit masa ve sandalyeler, masada ciltli yemek listeleri… Usta ve iki garson ortak, üçü de iri yarı. Ellerinde yeni yaktıkları sigaralar.. Vakit; öğleye bir saat var. Kapıdan bir müşteri girer, ocağın karşısında bir masaya oturur. Eli ayağı hareketli, belli acıkmış. Bağırır;

– Ustaa!

Usta karşısında, müşteri tanıdık, paralı, cevap verir;

– Ne va len!

Buralarda imla kuralları farklı kullanılmaktadır. İsmin halleri kendilerine göredir. Adam isteyeceğini ister;

– Beni bir köfte yap!

der. Yutkunmaya başlar. Usta piyaz gönderir, bir buçuk köftesini ızgaraya koyar. Mesleğinden, hayatından memnundur. Meselesi bu müşteriye bir de kemalpaşa yedirmektir şu an… Zaten biraz sonra müşteri bastıracak…

2000’li yıllar… İstanbul, Ankara, İzmir’dan başlayan bir kıpırdanma, McDonald, Burgerking, Domino’s… Kimin dünyada şu kadar ülkede şubesi varsa, kendine güvenip fazlalaştırmak için Türkiye’ye gelmişler. Sakladıkları bir şey yok. Menşei şu, patent şu, malzeme mozarella, pepperoni, jalapeno.. Şu şuradan, bu buradan, sos Meksika’dan… Restorant zinciri kendilerine göre kusursuz mutfak, geçerli menüler, ekonomik menüler, promosyon, ev ve iş yerine servis paket… Kare kare renkli menü resimleri, menülerin bir ucunda mutlaka cola-pepsi, güçlü klimaya rağmen ağır yağ kokusu. Genç yaşlı orada… Çocuklar için köşeler, oyuncaklar, ilgi alaka yoğun.. Kız erkek garson özel giysi ve serpuşlarıyla talepleri masalara ulaştırmak için ter döküyorlar… Önce para sonra fiş, mutfakta kısa süre menü hazırlanıyor, müşteriye yetiştiriliyor… Sıcacık…Filistinden bir haber çıkmazsa eğer, işleri iş…

Nihayet iddialı müesseseler. Konyalı, şark sofrası, garb sofrası, Akdeniz sofrası, yıldızlı oteller, turistik tesisler… Büyük yatırım, kalifiye eleman, kaliteli malzeme ile özellikli yemekler ve tatlılar hazırlanıyor. Belli kesime hitap ediliyor. Arabalarına otopark, çocuklarına oyun yeri.. Tarife yüksek, çorba 8 lira… Müşteri memnun. Kredi kartı makbul, badema ödeniyor, nasıl olsa…

İş karın doyurmak, fakat nefis araya giriyor, külfet haline getiriyor. Paralı ekonomi Yaşar Usta’nın 15 kuruşa deftere yazdığı çorbayı müşterilerine spesiyal çorba olarak 8 liradan tarifeye almış. Önce 6 sıfır koy, sonra mukayese et… Biz iki çorbayı da içtik… Uzun boylu bir fark da bulamadık.

İdrak, izan olmayabilir. İnsafsızlık ve israf sorumluluk getirir…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: